|
Kromozom analizi, genetik hastalıkların
tanı ve değerlendirmesinde önemli bir komponenttir. Kromozomlarda
oluşan tüm değişiklikler "kromozom anomalisi" olarak isimlendirilir
ve yaklaşık her 160 yenidoğandan birinde görülmektedir. Kromozom
anomali sıklığı incelenen populasyonlana göre farklılıklar gösterir;
1.Trimesterde oluşan spontan abortus
materyalinde % 50-60, ölü doğumlarda % 5-6, 35 yaşındaki annelerin
yenidoğanlarında 1:200, amniotik sıvı incelemelerinde % 1.1, 40
yaşındaki annelerin yenidoğanlarında 1:50, amniotik sıvı incelemelerinde
% 3, 2 veya daha fazla fetal kaybı olan çiftlerde % 5-8 dir.
Bazı anomaliler, kromozomun tümünün
ya da bir parçasının yalnızca yer değiştirmesi şeklindedir ve genetik
materyalde (genom) artış veya azalmaya yol açmazlar bu nedenle taşıyıcılarda
hastalığa yol açmazlar. Bu anomaliler "dengeli kromozom anomalisi"
olarak isimlendirilir. Yaklaşık her 500 canlı yenidoğandan birinde
görülen bu anomaliler, translokasyonlar (resiprokal, insersiyonel
ve Robertson tipi) ile inversiyonlardır (perisentrik ve parasentrik).
|
|
|
|
|
Genel
topluma göre artmış "Dengeli kromozom anomalisi" beklenen
populasyonlar şunlardır:
Kötü
obstetrik öykü: 2 veya daha fazla spontan abortus, in utero
ölüm, anomalili bebek doğum öyküsü olan çiftlerde, dengeli kromozom
anomali oranı % 4-8 arasındadır.
Not: bu kayıpların ardışık olması gerekmemekte ve sağlıklı çocuğun
varlığı riski azaltmamaktadır
İnfertilite:
Primer kadın ve erkek infertilitesi olanlarda dengesiz anomalilerin
yanısıra % 3-4 dengeli kromozom anomalileri saptanmaktadır. Bu nedenle
ICSI adayı çiftlerde de parental kromozom analizi önemli bilgiler
vermektedir.
Ailede
bilinen bir kromozom anomalili birey öyküsü: Ailevi kalıtılabilecek
dengeli veya dengesiz kromozom anomalisi saptanan bireylerin yakın
akrabaları da yakınlık derecesine göre artan bir risk taşırlar.
|
| |
|
|
"Dengesiz
kromozom anomalileri" genom içinde genetik materyalde/bilgide
azalma ya da artışa yol açan tüm sayısal ve yapısal kromozom anomalilerini
kapsamaktadır. Genetik materyalde azalma ya da artmalar konjenital
malformasyonlara, mental geriliğe ve cinsiyet gelişim anomalilerine
yol açarlar. Konsepsiyonda çok yüksek olan bu oran ilerleyen gebelik
haftası ile azalır, yenidoğanda yaklaşık 1:250 oranına düşer. Sayısal
anomalilerin (poliploidi ve monozomi X dışındakiler) oranında ileri
anne yaşı ile artış olduğu bilinmektedir. Yapısal anomalilerin ise
ileri baba yaşı ile arttığı bildirilmektedir.
Genel topluma göre artmış "dengesiz
kromozom anomali riski" taşıyan populasyonlar şunlardır;
|
|
1.
Postnatal dönemde artmış risk taşıyan populasyonlar:
Klasik kromozom anomali sendromu (örn. Down sendromu, Turner sendromu,
Klinefelter sendromu, vd): Kromozom analizi tanıyı kesinleştirdiği
gibi ailevi olabilecek olguları ayırt eder
Mental
gerilik, dismorfik ve/veya konjenital malformasyonlu olgular:
Olguların yaklaşık % 10-15 inde kromozom anomalisi saptanmaktadır
Düşük
doğum ağırlığı ve gelişme geriliği: Kromozom anomalilerinde
sıklıkla söz konusudur ve genellikle dismorfizm/malformasyon bulgularına
eşlik eder
Puberte
gecikmesi ve cinsiyet gelişme geriliği: Turner ve Klinefelter
sendromu'na yol açan X ve Y kromozom anomalileridir. Erken tanı
tedaviye olanak sağlamaktadır
Kuşkulu
genitalya: Özellikle yenidoğan döneminde kromozomal cinsiyetin
belirlenmesi ailenin daha sonra karşılaşacağı sorunları azaltmaktadır
ve ayırıcı tanı ile tedaviye yardımcı olmaktadır
|
|
2.
Prenatal dönemde artmış risk taşıyan populasyonlar:
İleri
anne yaşı: Doğumdaki anne yaşı 35 ve daha yukarı ise bebeğin
kromozom anomali doğma olasılığı >1:200 dür ve ilerleyen yaşla
bu oran artar. Amniosentez döneminde ise bu riskler daha da yüksektir
Kromozom
anomalili doğum öyküsü: Özellikle Down sendromlu gebelik öyküsü
bulunan çiftlerin daha sonraki gebeliklerinde tekrarlama riski,
anne yaşı <35 ise % 1.4 dür. 35 yaşın üzerindeki annelerde ise
annenin yaş riski geçerlidir.
Dengeli
kromozom anomali taşıyıcı ebeveyn: Bu bireylerin dengesiz gamet
olasılığı % 50 dir ve ilerleyen gebelik süresi ile oran azalmaktadır.
Risk, her anomaliye ve taşıyıcının anne ya da baba oluşuna göre
farklıdır. Genel olarak amniosentez döneminde bu oran % 20-25 dir.
Fetal
ultrasonografide anomali: Saptanan anomalinin minör/majör ya
da izole/multiple oluşuna göre kromozom anomali oranı değişmektedir.
Örn.: Koroid pleksus kisti izole ise %1-2 olan oran, diğer anomalilerin
varlığı durumunda % 47 lere ulaşmaktadır.
Biokimyasal
tarama testlerinde artmış risk saptanması: Üçlü test, doğacak
olan Down sendromlu bebeklerin % 60-65 inin yakalanmasına olanak
vermektedir. Üçlü testi 1:300 den daha riskli olan gebeliklerde
fetal kromozom anomali oranı yaklaşık %2 dir. 11-14 hafta tarama
testi ile Down sendromlu bebeklerin % 85 inin yakalanması beklenmektedir.
Bu riski taşıyan gebeliklerde fetal kromozom anomali oranı % 12-13
dür.
Kötü
obstetrik öykü: Bu çiftlerde öncelikle parental kromozom analizlerinin
önerilmesi daha doğrudur. Eğer bu mümkün değilse invaziv girişim
son seçenek olmalıdır.
|
|

3.
Spontan Abortuslarda:
Gebeliğin ilk 12 haftalık sürecinde oluşan spontan abortuslarda
yapılan kromozom analizlerinde % 50-60 oranında fetal kromozom anomalisi
saptanmaktadır. Gebeliğin, spontan abortus, in utero ölüm veya ölü
doğum ile sonlanması durumunda plasentada (trofoblastlar) yapılacak
fetal kromozom analizleri kaybın nedeni açıklamaya yönelik önemli
bir testtir. Saptanan anomalilerin büyük bir kısmı ilk defa fetusta
oluşmuş anomaliler olmakla birlikte bir kısmı ise ailevidir ve dengeli
taşıyıcıların ortaya çıkarılmasına olanak yaratmaktadır. Fetal kaybın
nedenini bilmek
|
>
> Kromozom Anomalileri |
 |
|